|
 |
 |
|
Toplam Forum: 69
*** Toplam Konu: 30100
*** Toplam Mesaj: 148193 |
|
|
|
|
|
Gönderen |
|
|
Şekerci Hanı'nın Şeker İnsanları (mutlaka okuyun) |
|
|
919 Mesaj -
|
|
|
Þekerci Haný'nýn Þeker Ýnsanlarý
Dursun Gürlek
Ne mutlu o kimselere ki hem aydýnlanýrlar, hem aydýnlatýrlar. ..
Dünyanýn en güzel en þirin þehirlerinden biri olan Aziz Ýstanbul ayný zamanda mektepler, medreseler, camîler, çeþmeler, hanlar, hamamlar kentidir. Ýþte bu hanlardan biri de Fatih Malta Çarþýsý'nda arz-ý endam eden meþhur Þekerci Haný'dýr. Adýna efsâneler uydurulan, fakat kim tarafýndan ne zaman yaptýrýldýðý bilinmeyen yüz odalý Þekerci Haný, bir zamanlar kültür dünyamýzýn seçkin þahsiyetlerine ev sahipliði yapmýþtýr Geçen gün önünden geçerken tarihi duvarlarýnda yankýlanan mâziye ait sesleri kulaklarým duyar gibi oldu, gözlerim yaþla doldu; aman Allah'ým, görmesini bilenler için dünyada ibret tablolarý ne kadar boldu.
Âsým Sönmez in 6 Nisan 1972 tarihli Hayat dergisinin 15. sayýsýnda yayýmlanan hâtýralarýndan öðrendiðimize göre, Þekerci Haný nýn müdavimlerinden biri de Osman Kemâlî Efendi idi. Âmâlar þeyhi olan bu zâtýn, maddî gözleri doðuþtan kapalý, iç gözü ise sonuna kadar açýktý. Necip Fâzýl, Cemil Meriç ten bahsederken Allah'ýn, iç gözü daha iyi görsün diye dýþ gözünü kapadýðý gerçek ve sahici münevver diyor. Ýþte, Osman Kemâlî Efendi de gerçek ve sahici münevverdi. Üstelik bu münevverliði kendine münhasýr kalmýyor, etrafýndakileri de tenvîr ediyordu. Ne mutlu o kimselere ki hem aydýnlanýrlar, hem aydýnlatýrlar.
Ali Kemâlî Efendi'nin en belirgin özelliði Hanedan-ý Ehl-i Beyte duyduðu büyük, çok büyük sevgi ve muhabbetti. O, ehl-i beyt halkýnýn mücessem bir temsilcisiydi. Baþta Aþk Sýzýntýlar ve Ýrfan Sýzýntýlarý olmak üzere diðer bürün kitaplarý; Hazreti Ali Efendimize O nun pâk ve nezih duygu ve muhabbetin çarpýcý rablolarýyla doludur. Ali Kemâlî merhum 1901 yýlýnda Ýstanbul 'a geldi. Bir süre Rami de bostan bekçiliði ve Bayezid Camii'nin avlusunda arzuhalcilik yaptýktan sonra kendisini Erzurum dan tanýyan Fatih müderrislerinden Hacý Hazmi Efendi nin ýsrarýyla Fatih Camii nde mesnevî dersleri vermeye baþladý. Ýsmail Hakký gibi büyük bir âlimin rahle-i tedrisinde bulundu. Ondan da icazet aldý.
Mecelle þârihliðinden mesnevî hocalýðýna kadar her sahada yoðun bir faaliyet gösteren, ziyaretine gelenleri mutlaka güler yüzle Karþýlayan ve onlara Ehl-i Beyt sevgisini aþýlayan Ali Kemâlî Efendi, 10 Ocak 1954 te Hakk'a yürüdü. Eyüp Camii'nde kýlýnan cenaze namazýndan sonra, Edirnekapý mezarlýðýnda Rahmet-i Rahman a tevdî edildi. Kabir taþýndaki kitabe þöyledir:
Cismim ruha döndü elhamdülillah
Her þey fenâ bulur, Bâkîdir Allah
Hak dýr, Muhammed'dir, hem Resûlüllah
Ben Âl-i Âbâ nýn Kýtmiyr i idim.
Eskiden Þehzâde Camii nin bitiþiðinde Âmâlar Medresesi vardý. Kanûnî Sultan Süleyman zamanýnda vakfedilen bu medresede âmâlar ikamet ediyorlar, yiyecek, giyecek ihtiyaçlarýný gideriyorlar, yatýp kalkýyorlardý. Daha sonraki yýllarda, vakýf þartlarýna riayet edilmediði için zavallýlar oldukça zor durumda kalmýþlardý. Ali Kemâlî Efendi, Sultan Abdülhamid Han'a müracaat etmiþ, amalarýn içinde bulunduðu periþan hali dile getirmiþti. Padiþah bir fermanla vakfý yeniden ihya etmiþ, Efendi yi de âmâlar þeyhi olarak görevlendirmiþti. Ne yazýk ki Talat Paþa nýn içiþleri bakanlýðý, Mustafa Efendi nin þeyhülislamlýðý zamanýnda Âmâlar Medresesi laðvedildi.
Ali Kemâlî Efendi diyor ki: Ýstanbul'da kendi kendime dolaþtýðým günlerdi. Rahmi köyünde Ahmet Efendi isminde birisiyle tanýþtým. Bu adamýn köye yakýn bir tarlasý vardý. Kendisi oldukça hayýrsever bir kimseydi. Yerim yurdum olmadýðýný öðrenince beni tarlasýndaki kulübesinde misafireten yatýrdý. Ben de onun bu iyiliðine karþý boþ durmadým. Yirmi dönüme yakýn tarlayý baþtan baþa kiriþme ettim. (Topraðý derince kazarak altýný üstüne getirdim.) Ýlk zamanlar gündüzleri çalýþýyordum. Fakat oradan gelip geçen halkýn; âmâ adama bakýn, tarlada nasýl çalýþýyor diye birbirlerine göstermelerinden ve baþýma toplanmalarýndan usandýðýmdan geceleri çalýþmaya baþladým. Gündüzleri de kulübede istirahat ediyordum.
Nihayet felek onu da çok gördü. Oradan da ayrýldým.
Þehzâdebaþý'nda âmâlara mahsus imaret vardý, oraya gittim. Orada padiþahýn iradesi gereði, yüz âmâ bulunuyor, bunlara her gün fodla ve çorba veriliyordu. Bu yüz kiþiden geriye kalanlar da mülâzým[1] kaydediliyordu.
Yüz kiþiden biri vefat edince mülâzýmlardan biri onun yerine alýnýyordu. Ben de evvelâ mülâzým olarak yazýldým. Fakat müessesedeki yolsuzluklarý gördükçe duramýyordum. Bir selâmlýk resminde padiþaha arzettiðim istidâ (dilekçe) üzerine Mâbeyn vasýtasýyla saraya dâvet edildim. Ve Sultan Abdülhamid in huzuruna çýktým. Âmâlarýn senelerdir nasýl haksýzlýða uðradýðýný ve cedd-i âlileri cennetmekan Sultan Süleyman Han hazretlerinin âmâlara duyduðu þefkatten ve merhametten dolayý kurdurduðu bu büyük tesisin ve vakfýn zamanla ihmale uðrayarak periþan olduðunu ve acýnacak bir hale geldiðini anlattým. Verdiðim bu izahtan dolayý memnun olan ve vakfýn bu hale geliþinden üzülen padiþah, imaretin tamir ve ihyâ edilmesini, benim de âmâlar þeyhliðine tayinimi irade buyurdu.
Þam'da ceza reisi olarak bulunduðu sýralarda tanýdýðým Hayri Bey, ve Selânik'te bulunduðum sýralarda kâtip diye tanýdýðým Talat Bey (paþa) Meþrûtiyet'ten sonra biri Þeyhülislâm, diðeri de dahiliye nazýrý olmuþlardý. Her ikisiyle de çok seviþirdik. O kadar ki Talat Bey bana Baba diye hitap ederdi. Bunlarýn içinde bulunduklarý hükümet, âmâlara mahsus bir müesseseyi laðvetmeye karar verir. Fakat her ikisi de beni çok sevdiklerinden, bu iþi ben burada olmadýðým bir sýrada yapýlmasýnýn uygun olacaðý hususunda mutabakata vardýklarýndan bir bahaneyle beni Erzurum a gönderdiler. Ve ben oradayken bu büyük ve önemli vakfý laðvettiler.[2]
Ýþte bu Osman Kemâlî Efendi o devrin bir nevi kültür akademisi olan Þekerci Han'ýna gelir, elindeki âsâ ile esnafý selâmlardý. Ayrýca hanýn tam karþýsýnda bulunan Darüþþafakalý mûsýkî üstadý Sakallý Kazým Bey'in topluluðuna katýlýrdý.
Kandilli Rasathanesi nin kurucusu ve müdürü Fatih Hoca da Þekerci Haný nýn müdavimleri arasýnda bulunuyordu. Yýllarca medrese tahsili gören; sarýðýyla, cübbesiyle dârülfünuna (üniversiteye) devam eden Fatih Hoca son derece sempatik bir insandý. Ve o zamanlar büyük bir þöhret kazanmýþtý. Hava durumundan, yaðmurdan kardan hep o sorumlu tutuluyordu.
Ünlü karikatürist Cemal Nadir bir karikatür çizmiþti. Yaðmurdan sýrýlsýklam olan bir vatandaþ, yumruðunu Kandilli Rasathanesine doðru sallýyor: Ýlahi Fatih Hoca! Allah'ýndan bul e mi? Hani hava güllük güneþlik olacaktý?'' diye baðýrýyordu.
Yine Asým Sönmez'in hatýralarýnda okuduðumuza göre Fatih Hoca Þekerci Haný na devam ettiði sýrada bir gün Bir feza hadisesi olacak der, aradan bir kaç hafta geçtikten sonra Yýldýz Camii nden çýkarken Sultan Abdülhamid'e bomba atýlýr. Tabii ki Hoca hemen yakalanýr, aylarca tutuklu býrakýlýr. Neden sonra Malta Çarþýsý esnafýnýn þahitliði ve kefaleti sayesinde kurtulur.
Þekerci Haný'nýn mecburi misafirlerinden biri de Neyzen Tevfik.'tir. Neyzen'in içkiyi iyice kaçýrdýðý bir sýrada Mehmet Akif bir tedbir düþünür; -belki ýslah olur diye- kendisini adý geçen hanýn bir odasýna yerleþtirir. Neyzen bir ara içkiye tövbe eder, ama aradan çok geçmeden tövbesini bozar, huylu huyundan vazgeçmez sözüne uygun olarak tekrar iþrete baþlar. Akif bu olaya Safahat'ýnda yer verir ve þu mýsralarý söyler:
Bir ömürdür içiyorsun, býrak artýk þunu der
Derviþ Ahmet bu celâletle hemen tövbe eder
Böyle bir tövbe ki, binlikleri çarpar duvara
Tas, çanak, testi periþan serilir tahtalara...
1907 yýlýnýn bir kýþ mevsiminde Van'dan Ýstanbul'a gelen Bediüzzaman Said Nursî hazretleri de Þekerci Haný'nýn bir odasýna yerleþir. Ve kapýsýna þöyle bir levha asar: Burada her soruya cevap verilir, her müþkil halledilir, fakat soru sorulmaz! Bu ilan o zamanlar Þekerci Haný'na devam eden herkesin dikkatini çeker. Ýlim adamlarýný, medrese mensuplarýný büyük bir hayrete düþürür. Bediüzzaman'ý merak edenlerin sayýsý gittikçe çoðalmaya baþlar. Ýþte bunlardan biri de, daha sonraki yýl1arda Diyanet Ýþleri Müþavere Kurulu üyeliði yapan Hasan Fehmi Baþoðlu'dur. Adý geçen zat olayý þöyle anlatýr:
Ben Meþrutiyet devrinde Fatih medresesinde okurken Bediüzzaman adýnda bir gencin Ýstanbul'a gelip bir handa yerleþtiðini, hatta odasýnýn kapýsýna 'Burada her müþkil hal1edilir. Her meseleye cevap verilir. Fakat sual sorulmaz' diye levha astýðýný iþittim. Böyle bir iddia sahibinin ancak mecnun olabileceðini düþündüm. Bediüzzaman hazretleri hakkýnda tevaî edilegelen sitayiþkâr tavsiyeler, cemaatlerle ulema ve talebe gruplarýnýn kendisini ziyaretlerini ve hayranlýklarýný iþittikçe, bende de bir ziyaret arzusu uyandý. Ve kat'î karar verdim ki, en güç ve ince mes'elelerden sual1er tertip edip sorayým. Ben de o zamanlar medresenin ileri gelenlerinden sayýlýyordum. Nihayet bir gece ilahiyat ilimlerinden bahseden gayet derin ve birkaç kitapta ifade edilebilen bazý mevzular seçerek sual halinde hazýrladým. Ertesi gün kendisini ziyarete gittim. Suallerimi tevcih ettim. Aldýðým cevaplar çok acayip ve harika olmuþtu. Sanki o akþam beraber imiþiz ve kitaba beraber bakýyormuþuz gibi suallerimin cevaplarýný tam olarak verdi. Ben tamamen mutmaîn oldum ve yakînen anladým ki, onun ilmi bizim gibi kesbî deðil, vehbîdir.
Sonra bir harita çýkararak Þark'ta darülfünun açýlmasý icabettiðini ve bunun ehemmiyetini izah etti. O zaman Þark'ta Hamidiye Alaylarý vardý. O suretle idare ediliyordu. Þarkýn bu þekilde idare tarzýnýn noksaniyetlerini ifade ile maarif, sanat ve fen noktasýndan Þark'ýn uyandýrýlmasý lazým geldiðini muknî olarak bize izah ile bu gayesinin tahakkuku için Ýstanbul a geldiðini anlattý. Diyordu ki: Vicdanýn ziyasý ulûm-u diniyedir. Aklýn nûru fünun-u medeniyedir. ''3
Þekerci Haný nýn kitabý yazýlmalýdýr! ..
OSMANLI ARAÞTIRMA FAKFINDAN ALINTIDIR...
|
Gönderen: 31.08.2006 - 16:56 |
|
|
|
22 Mesaj -
|
|
|
ALLAH cc razi olsun kardesim.seker bir yaziydi
|
Gönderen: 31.08.2006 - 17:13 |
|
|
|
88 Mesaj -
|
|
|
COK GUZEL BÝR YAZI ALLAH RAZI OLSUN VEHBÝ ABÝ
|
Gönderen: 31.08.2006 - 17:17 |
|
|
Şu an Yok üye ve 799 Misafir online. En son üyemiz: Didem_
16977 üye ile 13.07.2024 - 11:50 tarihinde en fazla ziyaretçi online oldu.
[Admin | Moderator | Kıdemli Üye | Üye] |
|
 |
|
Doğum gününüzü tebrik eder, sıhhat ve
afiyet dolu ömür dileriz:
erbili (49), SALÝM UY.. (69), Darendeli_44 (40), Haydar_1506 (68), geceyürüyü&thor.. (43), nurçam (69), mavigül (43), cancaroglu (48), ofisci (54), sümeyye058 (34), yunus.ka (37), avþar (48), hurilay (44), malezya (46), umur_21 (39), bennu (37), aicha (49), tuaana (34), K_A_R_T_A_L (41), mesad071 (33), Deli yurek (35), KaRia (43), halitnizam (46), Hilye_Nur (38), MuratFB1907 (38), NUR-ESLEM (38), ibrahimktu (37), sadex (60), detsa (48), Geylani (20), mevyas (35), shacirt (37), Zübeyde_ (36), HamzaCan21 (41), kulkalender (46), yasosen (35), Hayrullahbulut (56), ethem ceyhan (43), emr3569 (48), ismaildenizz (47), regaipkandili (39), zeyneb_ (43), Ýbrahim .. (55), elif20 (40), rüþtü67 (58), nur_cesmesi (49), yaman1 (61), yalnizkurt191 (40), muhiddiny (55), tiryakin (42), ilyas61 (67), vuslat sevdasi (44), dreamman_55 (48) |
|
|
|
 |
|